Arama

21 Haziran 2012 Perşembe

AÇLIK OYUNLARI

     Açlık oyunlarını okuduktan sonra hemen sizlerle paylaşmak istedim..O kadar güzel bir kitap ki hemen gidip  diğer 2 kitabını da alacağım..Açlık Oyunları,Ateşi Yakalamak ve Alaycı kuşlar diye 3 kitaptan oluşan bir seri..Hatta yakın zamana kadar filmi bile vizyondaydı.Tabi kitabı bitirdikten sonra hemen filmini de izledim.Filminde kitaptaki kadar ayrıntıya girilmesede ya da girilemesede oldukça güzeldi.Kitabı da filmi de tam benim tarzım.
    Şimdi 2. kitabı okuyacağım ve hemen filmini bekliyorum tabi ki.Hani insan kitap okurken karakterleri canlandırır ya kafasında filmini izleyince daha da somutlaşması hoşuma gidiyor.İşte bu yüzden filmini de sabırsızlıkla bekliyorum..
     O kadar ilginç ve akla gelmeyecek bir konu ki oldukça yaratıcı.Suzanne Collins'in hayal gücüne sağlık:))
     Şuan da izlediğimiz ve hepimiziin bildiği Survivor'un daha kötü ve gerçekçi olanı diyebilir..Benden bu kadar..Kitabı okumayanlar için çok kopya vermiyorum:))))Ama kesinlikle okumanızı tavsiye ederim...

12 Haziran 2012 Salı

Yağlı Boya Çalışmaları


   
Orta okul yıllarından beri yağlı boyaya meraklıyım.Her ne kadar amatör olsada şimdilik 2 tablom var:)    Bende yaptığım resimlerin kötü olduğunu bile bile sizlerle paylaşmak istedim belki birileri vay be benden kötü yapanlarda varmış der :P    Yağlı boya yapmayı çok seviyorum özellikle lisede resim öğretmenim birkaç teknik öğrettikten sonra benim için daha da kolaylaştı.Solda ki resim benim taa 8.sınıftayken yaptığım bir resim sağda ki ise lise 3'te yapıldı:)     Şimdi de eksik renklerimi alıp yeni bir tualde yeni bir resim yapmak istiyorum.Yapmak nasip olursa onu da sizlerle paylaşmak isterim.
    Yağlı boya yapanlar nasıl bir zevk olduğunu bilirler o kadar özgür oluyorsunuz ki :)) Ben hiçbir zaman ünlü bir tablonun aynısı yapmak istemedim genellikle kartpostal tarzı şeylerden yararlandım.Sanki ünlü bir tabloyu yaparken bi sorumluluk oluyor gibi geliyor bana:)     Her ne kadar çok profesyonel olmasada ben yapmaktan zevk aldığım sürece iğrenç olsun veya olmasın yapmaya devam edeceğim.Eğer aranızda yapmak isteyen ama cesaret edemeyen varsa hemen başlasın derim..:))))

3 Haziran 2012 Pazar

CAKE BOSS


     Buddy Valastro'nun aile mesleği olan pastacılık..Babası öldükten sonra başına geçtiği dükkanda büyüyen İtalyan asıllı Buddy ve ailesinin beraber çalıştığı Carlo's Bake Shop..Çalışanların çoğu ailesinden kişiler ve her hafta Discovery Chanel'da 16.45 te yayınlanıyor. O kadar büyük ve güzel pastalar yapıyorlarki onların yiyilebilir olduğuna inanmak zor:) Bence bir pastayı bu hale getirmek hatta hayallerini pastayla konuşturmak çok büyük bir imkan:) Bu pastacı Amerika New Jersey'de bulunuyor.Yaptıkları pastalar bazen o kadar ilginç oluyor ki insanlar şok oluyor.Hatta çok büyük olduğunda parça parça taşıyıp daha sonra monte ediyorlar.Tahminime göre pahalıdır ama verdikleri emeğin ve bu büyük yeteneğin karşılığı da öyle olmalı:)) Buyurun pastalarından birkaçı:




Pastaları yaparken izliyoruz, izledikten sonra canımız pasta isteyince tabi ki yemiyoruz sadece izliyoruz:))))   Gerçi buradaki pastalardan çok iştah açıcı bir şey yok ama canınız istemesin diye böyle yaptım :P

18 Mayıs 2012 Cuma

Victoria Frances

25 ekim 1982 doğumlu İspanyol illüstratör.Gotik resimler çizen gerçek bir sanatçı bence ve yetenek fışkırıyor:) Çizdiği resimler gotik olduğu kadar vampirimsi ve romantik.Ayrıca resimlerinde genellikle çizdikleri kendisine benziyor.
Çizimleri hep hüzünlü,karamsar ve sanki çizen kişi çok ölmek istiyormuş gibi o kadar karamsar yani..Ama benim hep ilgimi çekmiştir gotik resimler sizlerle de bir kaçını paylaşmak isterim.Sizde çizimlerinin kendisine ne kadar benzediğini göreceksiniz.
Hatta unutmadan sitesini de sizlerle paylaşayım bakmak isterseniz buyurun:http://www.victoriafrances.es/
Sağ taraftaki Victoria Frances'in kendisi oluyor oldukça genç ve yetenekli:)
Bunlarda çizimlerinden birkaçı.....





     

Benden Sizlere İkinci Oh Land Şarkısı..Bakalım beğenecek misiniz?

13 Mayıs 2012 Pazar

Oh land-White Nights


Geçenlerde Dream Tv 'de rastladığım bir şarkı ve ben bilmesemde baya dikkat çeken bir şarkı:) Ben çok beğendim umarım sizde beğenirsiniz =)))

11 Mayıs 2012 Cuma

Toplu Taşıma Saçmalıkları

    Her gün işe,okula,gezmeye,tozmaya vb. toplu taşıma araçlarına binmek zorunda kalıyoruz..Tabi ki gül gibi geçinip gitmiyoruz sevgili otobüsler,metrobüsler,tramvaylarla..
     Önce araçlardan başalayalım otobüsler,metrobüsler yenilenmeye başlasada hala çok dandik otobüslerimiz mevcut zaten bu durum bence semtten semte de değişiyor.Şu kırmızı-beyaz otobüsler yok mu en körüklüsünden az biraz gaza bastımıydı kafamız patlar.Tabiki en çok otobüslerden bahsetmemin nedeni benim her gün okula giderken otobüsleri kullanmam.Metrobüs,tramvay çilesi de ayrı tabii.Metrobüse her gün binenlere Allah kolaylık versin.İnsan selini görünce şok oluyoruz diyemeyeceğim alıştık artık:))) Eee Vatan Şaşmaz'ın oynadığı metrobüs reklamıda ayrı bi olay:)))
    Şimdi araçlardan gelelim içindekilere:)))
      Otobüste en muzdarip olduğum konu yağlı kafa izleri bakınca midem bulanıyor vallahi..Şu erkekler jöle vs sürüp sürüp kafayı yapıştırıyor cama. Be adam kafan temizse anladıkta kalkarken o izi görüpte kendindende mi utanmıyorsun!
    Bir de otobüslerimizin havalı kızları var.Tıkır tıkır dolaşır havalı havalı oturur.Madem o kadar havalısın binme otobüse, havan kime?!
Bir de yaz gelince o mis gibi ter kokusu yok mu? (:P) Gerçi çokta birşey diyemiyorum millet işinde gücünde kokmasında ne yapsın?Ama azıcık kendine baksan ne olurki?
       Değinmek istediğim ve bir türlü anlamadığım diğer bir konu "Pardon,akbili olan  var mı?Parasını vereceğim." diyen birini kimsenin takmaması.Ver bassın ne olacakki? Bir gün ben birine akbilimi verdiğimde yanımda oturan teyze "Senin yaptığın çok büyük bir davranış" dedi. Haaa?Ben ne yaptımki altı üstü akbil verdim dedim.(İçimden tabii)
Her neyse bu konuyla ilgili çok dertliyim eğer yazacak olursam günler sürer.Manyaklık biraz da bizde :))))))

The Vampire Diaries



2 vampir kardeşi ve aşık oldukları kızı anlatan bir dizi..Son zamanlarda fırsat buldukça izliyorum.Dizi izledikçe kendini tutamadan diğer bölümü izlediğin türden.Aslında izledikçe bir şey fark ettim. Hani birkaç yıldır çok gündemde olan Twiligh serisi var ya tam da bu dizinin kopyası diyebilirim.Filme böyle bir etiket yapıştırmak istemiyorum gerçi ben öyle desem ne fark eder ki =))
Bu dizi yüzünden vampirleri daha da sevdim evet biraz psikopatça olabilir ama keşke vampirler olsaydı dediğimde oluyor.Gerçi bu dizide öyle çok güzel şeyler göremiyoruz vampirlerle ilgili. Pis kan emicileri görüyoruz ama işte ilginçlik var ya işin ucunda..

Bu Yazın Modası


     Boyfriend pantolonlar,ayaklarda espadril benzeri ayakkabılar,salaş pantolonlar,önü kısa arkası uzun tunikler,küçük çiçekli bluzlar...Bu yaz bunları bol bol göreceğiz hatta daha şimdiden görmeye başladık bile.Herkes paçaları kıvırdı altına çekti serin serin ayakkabıları ohh miss gibi:))
     Bu yıl modada seksenlere geri döndük.Aslında modayı takip eden biri değilim yakışanı giyerim ama gerçekten bu yıl moda olan şeyler tam bana göre.Bence herkese de çok yakışıyor.

4 Mayıs 2012 Cuma

Şimdi ya da Asla


Şimdi ya da Asla
   Film hastası bir  arkadaşımın tavsiyesiyle izlediğim ve hayatım boyunca unutmayacağım filmlerden biri.Kanser hastası 2 huysuz amca :))
Biri araba tamircisi ve hayatı boyunca çok çalışmış, diğeri zengin mi zengin bi adam.Ama ortak bir noktada buluşuyorlar..İkiside kansere yakalanıyor.Başta hiç anlaşamazken sonunda çok iyi 2 dost oluyorlar..
  Ölene kadar yapacaklarının olduğu bir liste çıkarıyorlar ve cesaret isteyen şeyler de olsa bunları bi şekilde gerçekleştiriyorlar..
Aslında hepimizin hayatında yapmak istedikleri var çılgınca ya da garip olan..Bunu yazılı hale getirenler de vardır eminim,getirmeyenlerde..
  Mesela benim en çok istediğimde ülkemizin bazı şehirlerine gitmek ve paraşütsüz atlamak..Eminim içinizde daha çılgınca olanları vardır hatta bunu gerçekleştirenler de vardır.
Bu film de beni en çok etkileyende ölümün artık yakın olduğunu anlayan 2 insanın son günlerinde bunları yapmaları oldu..Bence imkanımız olduğunda hiç vakit kaybetmeden hemen hayallerimizi gerçekleştirmye bakalım ki çok geç olmasın..Belki çok hayalperestsin diyebilirsiniz ama hayal kurmadan da olmuyor ki. Umarım herkes hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulur birgün;) =)))))

26 Nisan 2012 Perşembe

Küçük Mucizeler Dükkanı

       Debbie Macomber'in ilk okuduğum kitabı.Ben masum,biraz heyecan verici,biraz çılgın biraz da tatlı hikayeler severim diyorsanız bence tam  size göre..Ben de tam da böyle bir kitap ararken internette rastgele görüp aldığım bir kitap.Son zamanlardan en çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu.Kanseri birçok kez atlatmayı başarmış tam da her şeyi yoluna girmişken tekrar kansere yakalanan ve bu yüzden hayatındaki her şeyi ertelemiş bir kadın..Babası öldükten sonra bir örgü dükkanı açan ve oraya gelen ilginç kadınları anlatıyor..Bence sizde bu kitabı okuduktan sonra diğerlerini de almak isteyeceksiniz.Hem kitap seri halinde devam ediyor.Küçük Mucizeler Dükkanı'ndan sonra Bir Yumak Mutluluk geliyor..Henüz 3. kitap hakkında bilgim yok ama öğrendiğim anda paylaşacağım..:)))